Norveç: kuzeye, en kuzeye

 

Bazılarınızın bildiği gibi geçen yıl Oslo, Bergen ve Trondheim’da bir hafta geçirmiş ve doyamadan dönmüştüm. O sırada fark ettiğim şeylerden biri Norveç’in kuzeye gittikçe güzelleştiği olmuştu.

Daha kuzeye gitme düşüncesi döndüğüm günden beri aklımda. Aşağıda gördüğünüz el yazmaları, geçen yıl bugünlerde Norveç dönüşü ayağımın tozuyla bir sonraki seyahat için yaptığım planlar.

norvec seyahat planı 1

norvec seyahat planı 2

norway 1

Şu an hâlâ plan olarak masamın üzerinde duruyorlar. Tarihler 30 Temmuz’u gösterirken, seyahatin yıl dönümü vesilesiyle bu çok gizli planlar ilk kez gün ışığına çıkıyor. Belli mi olur belki beğenip gelmek isteyen olur, beraber gideriz. Ya da kim bilir, okuduğumuz bir kitapla hayatımızın değişmesi gibi, bu yazıyla birilerinin seyahat planları değişir. Ben de önümüzdeki yaz küçük bir Norveç şehrinden postalanmış bir kart alırım 🙂

Bu kısa girişten sonra, hazırsanız istikamet kuzey kutbu.

Durun, bu biraz sert oldu. En iyisi güneyden başlayalım. Benim el emeği göz nuru Norveç haritamdan da gördüğünüz gibi ilk durak Trondheim. Şiirler yazılası, şarkılar yapılası Trondheim. Tekrar tekrar görülesi Trondheim. Ev kiralanıp kalınası Trondheim. Şaka yapmıyorum. Airbnb sitesinde muhteşem bir ev buldum. Şehrin en (ve tek) civcivli caddesi üzerinde iki katlı süper şirin bir ev. Üstelik 4-5 kişi kalınırsa fiyatı otelden daha uygun oluyor. Öyle olmasa bile market alışverişi yapıp, mutfağında bir şeyler hazırlamanın ve bunları bahçendeki ahşap masada yemenin keyfini hangi otel verebilir ki. Fotoğraflarına şuradan bakabilirsiniz.

Birkaç günün sonunda rengarenk evlere, sakinliğe, su kenarında uzun yürüyüşlere doyduysak valizimizi toplayabiliriz. Sonraki durağımız Bodo. Trondheim’dan buraya günlük uçuşlar da var ama ben tren yolculuğu derim. Tamam uçak hızlı ama yedi yüz kilometrelik yol boyunca güneyden kuzeye coğrafyanın nasıl değiştiğini izlemenin keyfi de başka. Zaten gittikçe vahşileşen doğayı görmek için buradayız, öyle değil mi?

Bu arada tren yolculuğunun nasıl bir şey olacağını görmek için videoya göz atabilirsiniz. İzleyebilirsiniz demiyorum çünkü trenin Trondheim garından ayrılmasıyla başlayan kayıt Bodo garına kadar kesintisiz devam ediyor. Tam dokuz saat elli üç dakika 🙂

Hangi manyak böyle bir şey yapar dediniz, değil mi? Hayır, inatçı bir gezgin değil bu kaydı yapan. Norveç devlet televizyonu. Üstelik bu yolculuk canlı olarak yayınlanmış ve oldukça da yüksek izlenme oranları yakalamış. Youtube’da izlediğim bir belgeselde, bu yolculuğu baştan sonra izlediğini anlatan yaşlı bir amca, “Tren gara girdiğinde yerimden kalkıp başımın üzerindeki valizimi almak için yukarı uzandım ve şaşkınlıkla evimin salonunda olduğumu fark ettim” diye anlatıyordu yaşadığı komik durumu.

Bodo’da ne yapılır? Doğa ile ilgili her şey. Yürüyüş, tekne turu, tırmanış, piknik, balık avı, hayranlıkla manzarayı seyretmek. Zaten 66. kuzey paralelini geçip kutup dairesi içerisine girmiş olduğumuza göre “Ay bir alışveriş merkezi bulup kışlık ayakkabı baksaydık. Türkiye’de yok o markadan” türündeki arzularımızı geride bırakmış olduğumuzu umuyorum.

Bu arada Bodo tren yolunun ulaştığı en kuzey nokta. Buradan Tromso’ya doğru katırlarla (nı ha ha ha ha 🙂 değil tabii ki uçakla devam ediyoruz. Tromso’ya kutup bölgesinin başkenti denmesi boşuna değil. Yetmiş iki bin kişilik nüfusu ve üniversitesiyle bölgenin en büyük şehri. Aynı zamanda nüfusu elli binin üzerindeki şehirler arasında kuzey kutbuna en yakın olanı. Yaz ayları boyunca ortalama sıcaklığın 8-10 derece olduğunu düşünürsek, kazakları valizden çıkarma zamanı. Aynı zamanda kuzey kutbuna en yakın Burger King restoranı da burada. Biliyorum fast food yemiyoruz ama ayda yılda bir kez bir patates yiyeceksek o da en kuzeydeki şubesinde olmasın mı?

Unutmadan 20 Mayıs – 22 Temmuz arası burada gündüz. Düşüncesi bile çok heyecanlı değil mi? Trondheim’da kısa süren geceleri yaşamıştım. 8 saatten az uyuyunca kafasını kaldıramayan ben ilginç bir şekilde 4-5 saatlik uykuyla dolaşıp gayet iyi hissediyordum. Yüzümde gitgide belirginleşen yorgunluğu ancak dönüşte tatil fotoğraflarına bakarken fark etmiştim. 24 saat gündüz benim için ilk olacak. Muhtemelen ilk birkaç gün uyuyamayıp sonra küt diye bayılıp 18 saat falan uyur insan.

Orada yaşayan insanlar ne yapıyorlar peki bu aydınlık geceler boyunca? Müzik festivali. Yaz ayları Norveç’te festival ve konser demek. Anladığım kadarıyla kuzeye gittikçe vakit artıp, yapacak şeyler azaldığı için bu festivaller daha da önem kazanıyor. İnternette tarihleri vardır ama bakmasanız bile birine rastlama ihtimali çok yüksek.

Tromso’dan sonra iki seçenek var aslında. El yapımı haritamda işaretlemediğim ama Kirkenes yazan yerin sol üst tarafında kalan North Cape’e (Norveçcede Nordkapp) devam etmek ilk alternatif. Burası Avrupa kıtasının en kuzey ucu ve güzel bir seyir terası ve “işte burası Avrupa’nın sonu” yazan ve önünde haklı bir gururla fotoğraf çektirebileceğimiz tabelalar var filan.

Benim seçeceğim alternatifin bu olmadığını cümlenin sonuna gelmeden anladınız, değil mi? Sizi gidi sizi. Kedi canınızı sizin. Öyleyse en kalın montlarınızı ve kar botlarınızı giyip atlayın uçağa, haritanın bittiği yere gidiyoruz. Haritada LYB diye işaretlediğim ve orantısızca küçük çizmiş olduğum yer aslında Svalbard adında oldukça büyük bir ada. Burada havaalanının da bulunduğu yerleşim yeri ise Longyearbyen (LYB). Tam olarak nerede olduğumuzu daha iyi görmek için google maps ile oluşturduğum haritaya bakabilirsiniz. Kanada, Rusya falan çok çok aşağıda kaldılar. Zaten burası ticari uçakların indiği son havaalanı. Haritanın sonu derken ciddiydim.

Adanın pek kalabalık olduğunu söyleyemem, toplam iki bin beş yüz kişi yaşıyor. Sorun değil, biz de zaten insan görmek isteseydik Eminönü’ne giderdik. Neyse ki kutup ayısı, buzul ve ren geyiği miktarında sıkıntı yok. Şu an olduğumuz yerden kuzey kutbu bin üç yüz elli kilometre. Yani İzmir’den Kars kadar. E haliyle hava biraz serin. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 1-5 derece. Fena sayılmaz. Sıcaklığın 30 derece olduğu Türkiye’den gittiğimizi düşünürsek vücutlarımız nasıl şaşırmış olacak kim bilir? Güneş batmıyor ve hava 3 derece ☺

Kışın bir miktar buzlanma problemi olduğu için olsa gerek, adaya ulaşım yok. Seyahat için en uygun dönem Nisan-Eylül arası. Otel sayısı da bir elin parmaklarını geçmediğinden erken rezervasyon şart. Erkenden kastım 6-7 ay öncesinden gibi.

Bu arada kutup dairesi deyince sizin de aklınıza ilk gelen kuzey ışıklarıysa, maalesef kötü bir haberim var. Gökyüzündeki bu muhteşem renk oyunları yalnızca kışın oluyor. Tabii beraberinde karanlık gündüzler. Ben güneşle şarj olduğum için işin o tarafı beni ürkütüyor. Güneş görmeden ben bir hafta dayansam da muhtemelen çevremdeki insanlar benim o halime dayanamazlar. Yok yok, mümkün değil. Temmuz iyi.

E madem kuzey ışıklarını bile görmeyeceğiz, ne diye kalkıp gideceğiz taa oralara? Boyumuz mu uzamış olacak döndüğümüzde? Bilmiyorum. Emin olduğum tek şey orada gecenin bir vakti uzanmış aydınlık gökyüzünü izlerken ya da dev buzulların arasında tekneyle dolaşırken dünyanın ne kadar büyük, kafamızı dolduran meselelerinse ne kadar küçük olduğunu hissedeceğiz.

Aydınlık tarafta kalın

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *